Nasıl Aranır?
Nasıl Aranır?
İçindekiler
İçindekiler
Sonraki sayfa
Sonraki sayfa
Önceki sayfa
Önceki sayfa
Sonraki isabet
Sonraki İsabet
Önceki isabet
Önceki İsabet
Bu kitabı ara
Ara
Ana Sayfa
Ana Sayfa


BABA KEMÂL CÜNDÎ;

Türkistan evliyâsından. Baba Kemâl Cündî hazretlerinin doğum ve vefât târihleri kesin bilinmiyor ise de on ikinci asrın ikinci yarısında vefât etmiştir.

Baba Kemâl, Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin huzûrunda yetişti. Kemâle geldiğinde, hocası kendisine hırkasını verdi ve; "Türkistan diyârında Mevlânâ Şemsüddîn Müftî'nin Ahmed Mevlânâ isminde bir oğlu vardır. Bizim bu hırkamızı ona ulaştır ve terbiyesi, yetişmesi ile de meşgûl ol!" buyurdu. Baba Kemâl; "Peki efendim!" deyip huzûrundan ayrıldı ve Türkistan yolunu tuttu. İşâret olunan Cünd beldesine geldi. Baktı ki, çocuklar oyun oynuyorlar. Ahmed Mevlânâ, o zaman daha çocuktu ve orada çocukların arasında idi. Fakat o, oyun oynamıyor, oyun oynayan çocukların çıkardıkları kaftanlarını, elbiselerini bekliyordu. Baba Kemâl'in kendisine doğru geldiğini görünce hemen ayağa kalkarak karşıladı. Selâm verdi. Baba Kemâl hiçbir şey söylemeden, o:

"Nasıl biz başkalarının elbiselerini bekliyorsak, siz de bizim elbisemizi bekliyorsunuz." dedi. Baba Kemâl onu bağrına bastı, sonra Müftî'nin yanına geldiler. Durumu kendisine anlatınca, Müftî, Baba Kemâl hazretlerine dedi ki:

"Bu çocuk meczûb olup delidir. Size münâsib hizmet edemiyebilir. Fakat bunun küçük kardeşi Dânişmend Mevlânâ gâyet akıllı ve terbiyelidir." Bunun üzerine Baba Kemâl:

"O da nasîblensin. Fakat biz, üstâdımızın işâreti ileAhmed Mevlânâ'nın yetişmesi ile meşgûl olacağız." dedi. Nihâyet, Ahmed Mevlânâ kısa zamanda yetişti. Kemâlâtı, yüksekliği etrafa yayıldı. Çok kimselerin de yetişip, kemâl mertebelerine yükselmelerine vesîle oldu.

1) Nefehât-ül-Üns; s.489

2) Nesâyim-ül-Mehabbe; s.273

BABA NÎMETULLAH NAHÇIVÂNÎ;

Osmanlılar zamânında yetişen İslâm âlimlerinden ve Nakşibendiyye yolunun büyük velîlerinden. Âzerbaycan'ın Nahçıvân şehrinde doğdu. Asıl ismi Nîmetullah bin Mahmûd Şeyh Alvan'dır. Doğum târihi bilinmemektedir. 1514 (H.920) senesinde Konya'ya bağlı Akşehir kasabasında vefât etti. Daha önce vefât ettiği de rivâyet edilir.

Küçük yaştan îtibâren doğum yeri olan Nahçıvân'da bulunan kıymetli âlimlerden dersler almaya başladı. Fen ve din ilimlerini tahsîlden sonra tasavvufa yöneldi. Böylece her yönüyle yetiştikten sonra aldığı mânevî işâret üzerine memleketinden ayrılıp Osmanlı ülkesine gelen Nahçıvânî, Nasreddîn Hoca'nın memleketi olan, Konya'ya bağlı Akşehir beldesinde yerleşti. Burada gerek yaşayış ve gerekse verdiği yazılı eserleriyle herkese ahlâk, fazîlet, ilim ve irfân nümûnesi oldu. Zâhirî ve bâtınî ilimlerde çok yüksek idi. Mânevî ilimlerdeki engin bilgisi ile tasavvufta, ilâhî sırlar denizinin dalgıcı olmuştu. Yâni bu yolda derecesi çok yüksek idi. Bununla berâber, kendi hâlini gizler, tevâzu gösterirdi. Gâyet sâde yaşamayı sever, fakîrliği zenginliğe tercih ederdi.

Naklî ilimlerden, bilhassa tefsîr ilminde mütehassıs idi. Fevâtih-ul-İlâhiyye vel-Mefâtih-ul-Gaybiyye isimli tefsîri ve Beydâvî Tefsîrine yazdığı hâşiyesi çok kıymetlidir. Ayrıca Muhyiddîn-i Arabî'nin Füsûs-ül-Hikem isimli eserine ve Gülşen-i Râz isimli manzûm esere hâşiyeleri vardır. Bunlardan başka, Hidâyet-ül-İhvân ve Risâlet-ül-Vücûd isminde tasavvufla ilgili iki risâlesi bulunmaktadır. Fevâtih-ul-İlâhiyye isimli tefsîrinin, bizzât kendi el yazısıyla olan nüshası, Topkapı Sarayı Üçüncü Ahmed Han Kütüphânesinde mevcuddur. 1908 (H.1326)de, Matbaa-i Osmâniyyede iki cild hâlinde basılmıştır. Nahçıvânî bu eserini, 1498 senesinde, Ramazân-ı şerîf ayının ortalarında tamamlamıştır.

Târihte ve günümüzde, bilhassa Akşehirliler arasında; Şeyh Alvân, Nîmetullah Nahçıvânî, Baba Nîmetullah, Baba Nîmet ve Nîmetullah Sultan gibi isimlerle anılan bu büyük Türk-İslâm âlim ve velîsi, zamânındaki âlim ve velîlerin en üstünlerinden idi. Akşehir'de uzun seneler ilme hizmet edip, çok talebe yetiştirdi. Türkçe ile birlikte, Arabî ve Fârisîyi de çok iyi bilirdi.

1514 (H.920) yılında vefât eden Baba Nîmetullah Nahçıvânî'nin türbesi Akşehir'de, Baştekke yolu üzerindedir. Tekkeye giden yolun sağında ve Akşehir deresinin solunda olup, birkaç defâ tâmir görmüştür. Türbenin önünde bir havuz vardır. O büyük zâtı sevenler, kabrini ziyâret ederek, mübârek rûhâniyetinden istifâde etmekte, onu vesîle kılınca yaptıkları duâlar kabûl olmaktadır. Baba Nîmet'in sandukasının dere tarafında, büyüklü küçüklü dört ayrı kitâbe taşı bulunmakta olup, ikinci taşın kitâbesinde şöyle yazmaktadır:

"Hû Dost. Kibâr-ı Ehlullahdan ve müfessirîn-i izâmdan Hâce Nîmetullah kuddise sirruh hazretlerinin merkâd-i münevvereleridir (mübârek, nûrlu kabirleridir)."

1) Şakâyık-ı Nu'mâniyye; c.1, s.398

2) Şakâyık-ı Nu'mâniyye Tercümesi (Mecdî Efendi); s.360

Sonraki